Benim Oryantal Hikayem

“Oryantal dansçıyım.” dediğim anda gelen tepkileri düşündüm.

Bana göre bu, son derece zarif, şiirsel ve sanatsal bir dans. Hareketler komplike ve atletik yönünü geliştirmek de sizin elinizde.

Peki neden insanlar sanatsal yönüne değil de, “utanç verici” yönüne odaklanıyorlar?

Gece hayatının yazılı olmayan kurallarında, dansçılarla müşterilerin arasında kişisel ilişkiler olabildiği doğru evet. Peki bu özgür bir ülkede, yetişkinlerin dünyasında niye ayıp olsun?

Ben kişisel olarak, “Doğu Sanatı” seçtiğim için bazen kötü hissedebiliyorum. Ama oryantali seçerken aslında Batı ya da Doğu diye düşünmedim ki. İçimden ne geliyorsa, hangi sanat dalında en hür, en yaratıcı, en mutlu ve en özgüvenli hissediyorsam onu seçtim. Balerin olamazdım çünkü bale teknikleriyle ve baleye özgü o sanat diliyle anlatabilecek bir hikayem yoktu. Baleyle bedenimin ve ruhumun arasında profesyonelliğe varacak bir uyum yoktu yani. Modern ya da çağdaş dans derslerine gittiğimde de benzer hislere kapılıyordum. Hareket kalıpları bedenime yabancıydı ve benim için bir anlam ifade etmiyordu.

Oryantal ise kendimi bildim bileli dans etme şeklimdi, oryantalin hareketlerinden ve figürlerinden önce, enerjisi ve ruhu benim bedenimin ana diliydi. Sanırım kendi dilimi tam olarak öğrenmeden önce bile oryantalin diliyle konuşuyordum. “Benimle Dans Eder Misin?” programında oryantalin baskın statüsü, Sertap Erener’in “Everyway That I Can” klibi, Anadolu Ateşi’nde oryantalin o masalsı, büyüleyici, yüksek sanat formuna bürünmüş hali… Liseli bir genç olarak bu yolda hiçbir sakınca olmadan ilerlemem için yeten de artan sebeplerdi.

Published by naiadasdanceblog

Istanbul street cat, lover of spicy foods and fusion cuisine, major bookworm, belly dancer, social science nerd.

Leave a comment

Design a site like this with WordPress.com
Get started