Brezilya’dan sonra biraz dağılmış hissediyorum. Ama bence bu normal. Alelade bir gezi olsa belki çocukluğumdaki yaşlı teyzeler gibi “Aa kızım, alt tarafı bir gezi, neden kendini bıraktın bu kadar?” diyebilirdim kendi kendime. Ancak, bu benim hayatımda ilk kez, kendimi tanıdığım en zor insana ispat ettiğim bir gezi oldu: Kendime. O kadar çok şey öğrendim ve kendime ve hayata bakış açımı değiştiren o kadar çok şey yaşadım ki, biraz durmaya, dağılmaya ve yeniden yapılandırılmaya ihtiyaç duymam bence son derece normal.
Ya da bu bir bahane mi ? İnsan yepyeni şeyler öğrendi, deneyimledi diye, önce dağılmak zorunda mı ? Sanırım, bu yaşadığımız şeylerin yoğunluğuna ve etkisine göre değişiyor. Fazlasıyla etkileyici olaylar yaşarsanız, tabii ki de dağılabilirsiniz ve buna alan açılması gerekir.
Sanırım, kültürler ve coğrafyalar arasında gidip gelmenin de bunda payı var. Dünyanız o kadar genişliyor, zihniniz etrafınızdaki bilindik dünyadan o kadar, ama o kadar farklılaşıyor ki… Fazla “açılıyorsunuz” ya da fazla “rahatlıyorsunuz” belki…
Bunun toplum tarafından hiç de hoş karşılanmayan bir şey olduğunun farkındayım. Herkes derli toplu, düzenli olmanızı beklerken… Ancak bunun için içsel bir itkiyi beklemek çok mu yalnış?
Yıllardır kendime anlattığım hikayelerin sonu: Hiç de kendime yakıştıramadığım ve hesabımda olmadığı halde engellenmiş, ruhu ve hikayeleri paramparça ve didik didik edilmiş, hayalleri ellerinden alınmış OLMADIĞIMI, hayallerimin de ötesinde, hiç tanımadığım alemlerde başarılı olduğumu ve olabileceğimi bana gösteren, daha doğrusu kendime gösterebildiğim bir gezi oldu. Sanki 6-7 yılın öyküsünü de değiştirmiş oldum bu geziyle.
6-7 yıllık bir hikaye dönüşüme uğrarken, dağılmamız da doğal değil mi ?